Geç Kapıdan Körebe

Bir oyunlar toplamı

Edebiyat ile ilişkisi sanatsal olanla sınırlı kalmayıp, akademik olarak da bir iddia içinde olan Kate Atkinson’un, evet, bu romanı için belki de en uygun tanım ‘bir oyunlar toplamı’… Fakat, orjinal adı ‘Human Croquet’ (insan kroket) olan Geç Kapıdan Körebe, sadece adından yola çıkılarak edinilebilecek ilk intiba nedeniyle de değil, göndermeleri, kurgusu, üslubu ve içeriği bakımından da kelimenin tüm anlamlarıyla  ‘oyun’ alanına eğilmiş, bir tür ‘oyunlar’ alanında yaşamış bir yazarın elinden çıktığı her sayfasında kendini defalarca gösteren bir eser. Bu ‘oyunlar’dan elbette giz olmaktan fersah fersah uzak bir şekilde kendini ilk belli edeni, kitaba adını veren oyun: Körebe. Bu bakımdan bunun, belki de böylece okuyucunun kitaba ilk temasının bile bir oyun olacağı kurgusu ile, kitabın adını eğlencelik bir oyundan alarak son sayfasında aktardığı kıssaya değin yer yer tiyatro ‘oyunlarından’, yer yer de bazı metaforlar, bilimsel açıklamalar ve hatta kimi dini yaklaşımlarla yaşam döngüsünü ‘oyunlaştıran’ kurgular ile çatılmış bir roman olduğunu söylemek hiç de zor olmayacaktır. Bunun da ötesinde roman metninin bir tiyatro oyunu gibi bir dizi ‘Geçmiş, Bugün, Gelecek’ bölümleri ile şekillendirilmesi bile eserin ‘oyunluğunu’ anlamaya yetecektir.

Altı çizilmesi gereken diğer bir şey ise, romanın, anlatıcının kendini ifade biçimi toplamında sürekli dipnotlar ile altı çizilen göndermelerinden çıkartılan durumudur. Bu dipnotlar ile okuyucuya aktarılan hatlar, yazarın okuma dünyasından izleri işaret eden, onları olduğu gibi aktarmaktan çekinmeyen bir uslup içinde Geç Kapıdan Körebe’nin temel karakteristik özelliklerinden birine dönüştüğüdür’… Başka bir deyişle okuyucu, en azından romanın Türkçesi için, çevirmen marifeti ile, bir yandan da romanını okuduğu yazarın okuma dünyasına açıkça davet ediliyor ve bu da şüphesiz engin Shakespeare ‘oyunlarının’ deryasına yapılan davettir. Onun kadar olmasa da Keats de sık sık bu davetin yapıldığı yerlerdendir. Keats’te sözkonusu bir oyun olmasa da, ondan esinle yükselen şairene bir tutumla, aslında tüm roman boyunca anlatılanın bir ‘oyundan’ ibaret olduğuna ilişkin döngüyü besleyen ise Kafka ve onun Dönüşüm’üdür. Bu bakımdan Geç Kapıdan Körebe, hem maddi olarak edebi türler arasında bir dönüşümün ürünü hem de içeriği bakımından, dönüşüm olarak kurgulanmış en genel bir yaşam algısının anlatısıdır.

Dönüşüm

Romanın bir tiyatro oyunu gibi çatıldığı izlenimini daha ilk sayfalarda gizlemeyen kurgusu, bütün olayların yaşanacağı coğrafya parçasını bütün bir tarihsel dönüşüm içinde anlatmaya başladığı ilk bölüm olan ‘Ormankent’ ile başlar: sevgili bir ormandan geriye kalan, ormandan dönüşen sevgili bir kent. Coğrafi bir dönüşümün hatıratı. Çok kısa bir süre içinde sürekli vurgular ile çatılan bu doğa methiyelerinin çizdiği ‘Bir ormanın dal dal cadde ve sokağa dönüşümü’, okuyucu nezdinde başlangıçta bir müddet bir tür huşuya denk düşebilir ancak, romanda kılcal detaylarla anlatılan ağaçlar, ağaç isimli sokaklar, yeşile yapılan yüksek vurguların tıkandığı, yerini bir tezata bıraktığı, hikaye izleğinin kırıldığı türden dönüşümler de söz konusudur. Yaprakların, toprağın ve yeşilin, ağacın ve ona dair herşeyin enfes bir kapsam ve fakat gündelik seyir içinde olağanmışçasına yaşanmasının yanısıra bir bebeğin yarattığı şok etsiki! Hayır, romanda durduk yere kapıda beliren o bebeğin değil, alelade bir bebeğin. Bu açıdan, hikaye temposunda belli bir kırılmaya denk düşen ‘Bebek’, ona verilen tepkilerle yerini, ağaca tapan bir grup insanın bebek karşısında düştükleri dehşete bırakıyor.

Orman tasvirleri içinde ıtırlı paragraflarla başlayan roman için keskin bir dönüşüm:

“Arden’da bebeklerle doğrudan deneyimimiz yoktur; daha önce hiç bu kadar yakından görmüşlüğüm bile yok.”

 “Bazı insanlar kemirgenleri görünce nasıl geri çekilirse öyle geri çekiliyor Vinny: Bebek mi bu?”

 “Charles bebeği henüz patlamamış bir bombaymış gibi tutup kaldırıyor”

Perde kapanıyor

Oyunların sonuncusu, yaşam… Roman tıpkı giriş kısmında yaptığı gibi, Ormankent’i anlatarak bitiriyor sözlerini. Aslında bunca detayla, kimi zaman monoloğa varacak denli uzun uzadıya anlattıklarının nasıl da sadece basit bir döngüden, dönüşümden, bir lahzadan ibaret, hatta kimi göndermelerle belki de ‘Tanrı’nın oyunu’ olduğunu söylediği sözlerine ve kitabın son sayfasında bu oyunu tarif ederken not ettiği şu cümleye bakılınca kitabın adının neden Geç Kapıdan Körebe olarak seçildiği bütünlüklü olarak anlaşılabilecektir: İlk oyun sona erince, oyuncular ve toplar rollerini değişirler.

 Çeviri

Romanın, yine en azından Türkçesi için, vurgulanması gereken önemli bir tarafı ise çevirisi. Okuyucunun roman boyunca olası bir ‘tercüme güvensizliğinin’ pekala uzağında kalması hakkı teslim edilmesi gereken bir edebiyat başarısıdır. Sadece bunu söylemek de bu başarıyı karşılamakta yetersiz olabilir. Metnin Türkçesi bununla kalmayıp okuyucuya yeni kelimeler peşinde gitme şansı da veriyor. Bu da roman türü bakımından nadir bir şeyi öne çıkartıyor: dil. Olaylar örüntüsü ve kurgunun çoğu zaman baskın çıktığı dil bu bakımdan, Geç Kapıdan Körebe için çevirmen marifeti ile öne çıkmıştır. Yazarın göndermelerinin çözümlenmesi ve zengin dipnotlar ise, şüphesiz bu romanda olduğu gibi, çeviriyi bir dil mühendisi gibi değil, yüksek bir okur çevirisi gibi yapan tercümanlara borçlu olduğumuz şeylerden.

*Aralık 2016 tarihli yazı herhangi bir yerde yayımlanmamıştır.

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s