Turgay Tanülkü

Hiç çocuğu olmadı ama mahkumların çocuklarına “baba” oldu*
Kimilerinin Kurtlar Vadisi’nin Şahin Ağası olarak tanıdığı, kimilerinin aklında ise Ankaralı komiser Behzat Ç. diyaloğu ile kalan oyuncu Turgay Tanülkü’nün, canlandırdığı tüm karakterler aslında mahkum çocuklarının “Turgay Baba”sı. Turgay Baba, mahkum çocuklarını kaderleri ile başbaşa bırakmamak, ailelerin ve çocukların aslında sandıkları gibi bir çok şeye “mecbur” olmadıklarını göstermek için yaptığı tüm işlerle onların hayatlarıını değiştiriyor. Tanülkü, rol aldığı tüm işlerin, hayatını adadığı “evlatları” için olduğunu söylüyor.
70’de yattığı Ulucanlar’a 80’de oyuncu olarak döndü
Turgay Tanülkü tiyatroya ilk defa 70’li yıllarda Ulucanlar cezaevinde geçirdiği yıllar içinde başladı. Koğuşta, mahkum arkadaşları için hazrıladığı temsillerle birlikte gardiyan eşiliğinde konservatuarı bitiren Tanülkü, tahliyesinina ardından kazandığı sınavla oyunculuğa “resmi” bir adım atıyor. “Turgay Baba”nın hikayesi de burda başlıyor. Tanülkü, 81’de Ulucanlarda sergilenecek bir oyunun provası için Cebeci’deki evinden cezaevinin ring aracı ile Ulucanlar’a geliyor ve burda, cezaevinin girişinde bulunan karakolda terk edilmiş bir bebek ile karşılaşıyor. 3 yaşındaki bebeğin annesi, mahkum olan kocasını ziyarete gelmiş, kocası ile tartıştıktan sonra, bebeğini terk etmişti.  Tanülkü “Benim çocuğum olmadı. Gerekli işlemleri yaptıktan sonra aldım bebeği eve götürdüm. Anneme verdim çocuğu. Evde bir hoşluk oldu. Sonra bir yıkayalım dedik çocuğu. Benim divanımda yattı. Yıkandıktan sonra gömüldü yatağa. O günü, o anı hiç unutmadım, hala aklımda.”

Yıllarını geçirdiği Ulucanlar cezaevine oyuncu olarak dönen Tanülkü, babalığa da ilk adımı böyle atmış oluyor. İlk “çocuğu” ile hikayesi böyle başlayan Tanülkü bu güne kadar Ankara, İzmir ve İstanbul’da kurduğu evlerde engelli, bağımlı, kimsesiz, suçla arasında çok az mesafe olan bir çok mahkum çocuğuna umut oldu. Bugün 23 “kardeş” farklı şehirlerde okuyor ya da çalışyorlar. Aralarında kendi ailesini kurup kardeşlerine bakanlar da var, üniversiteyi bitirip savcı olma yolunda yürüyenler de. En geçleri is 4 yaşında, annesi müebbet hapse mahkum edilmiş bir bebek.

 İlkeli olmayan hiç bir oluşumda yer almam
Turgay Tanülkü ile buluşmamızda yer aldığı festivaller, bu festivallerin tiyatroya etkileri ve çocuklarının tiyatro ile etkileşimleri gibi bir çok şeyi konuşma fırsatı bulduk. Kendi sözleri ile: “Festivallerde duruş çok önemlidir. Hele ki tiyatro festivallerinde çocuklar, engelliler var ise bu ayrı bir dikkat gerektiriyor. İlkeli olmayı gerektiriyor. Tiyatroların nefes alabildiği yerlerden biri de belediye festivalleridir evet. Ama bir yandan bunun tek işlevi belediye reklamı da olmamalı. Örneğin belediye yetkilileri bize festival için finansal olarak ne yapmaları gerektiğin sorduklarına ben, bize sadece sahne verin diyorum. Belediyelerin çok geniş salonları oluyor ama, işletmeleri de olmayan yerler. Siz bize sahne verin biz size tiyatro getireceğiz diyoruz. Bunun dışında bir talebimiz olmuyor. Ama belediye yönetimleri değiştiğinde biz her şeye sıfırdan başlamak zorunda kalıyoruz. Oyun seçimi dahil, tiyatronun tüm işlerini zaten çocuklarımız yapıyor. Sağcı-solcu farketmeksizin herkesin izleyebileceği oyunlar sergiliyoruz.  Çocuklar ve engellilerin olduğu bir iş, suistimale çok açık. Engellilerin, bu çocukların gündelik hayata dahil edilmeleri gerekiyor. Ama bu dilenerek olmaz. Duygusal olarak da çok hassas bir durum. İlkeli olmak gerekiyor çünkü çocuklar, engeller üzerinden bir istismarı da engellemek gerek. İlkeli olmayan hiç bir oluşama da dahil olmam. İşimiz kalplere dokunmak.
Ben tiyatroya insan kokusu diyorum
Sanatçı Tanülkü, tiyatronun hayatındaki yeri ve amacı ile ilgili sorduğumuz sorulara ise şöyle cevap verdi: “Ben 70’lerde Ulucanlar’daydım. 81’den bu yana da mahkumlara tiyatro yapıyorum. Hem kendi tecrübelerimden hem de prova zamanlarından mahkumları tanıdım, onların mağduriyetlerine şahidim. Ziyaretlerine gelen çocuklarını görüyorum. Bilecik cezaevinde örneğin, Masallar İnsanlar (Masallar, İnsanlar, Bir de Türküler) esnasında bir mahkum kadın çocuğu kucaklayıp havaya kaldırdı, “4 aylık, 1 sene sonra sana veriyorum çocuğumu hoca!” diye bağırdı, bu benim için çok önemli. Böyle böyle çoğalıyoruz. Bu anlamda ben tiyatroyu kullanıyorum. Devlet tiyatrosuna açtığı kapılar bakımından çok şey borçluyum. Ceza evinde oyun koyduğum zaman anneleri babaları seyrediyor, oyun sonunda mahkum anne baba yerinden kalkıp çocuğun oturduğu koltuğu kokluyor. 2 saat ailesiyle açık görüş yapmış oluyorlar. Tiyatro bir insan kokusudur. 2 saat doya doya, dokuna dokuna açık görüş.

 

Sanata Dokunan Çocuk Suç İşlemez
“Çocuklarının engelli olması aileleri zaten yıkıyor.İkinci bir yıkıma sebep olmamak adına, engelli çocukların toplumsal hayata oldukları gibi dahil olmaları gerekiyor. Engellerine sığınmak doğru değil” diyerek hikayesini anlatmaya devam eden Tanülkü, tiyatro özelinde sanatsal dayanışmanın insanları bir anlamda adalete, saygıya inandırdığını da ekliyor. Çocuklarının her birinden ayrı ayrı bahseden sanatçı “Sultan evladı” ile ilgili konuşurken gözlerinin dolmasına engel olamıyor: “Sultan evladım 12 yaşındaydı geldiğinde, şimdi hukuk fakültesini bitirdi, savcı olacak. Çocukların suça itilmesine engel olacak projeler yapıyoruz onunla. Oyunlardan sonra sahneye çıkıp bir konuşma yapıyor, hikayesini anlatıyor. Mahkumlara, çocuklarını okuturlarsa neler olabileceğini gösteriyor. Umut oluyor onlara. Sultan savcı olduktan sonra kardeşlerinden birini yanına alacak, beraber çalışacaklar. Sokak çocuğu, engelli çocuk, kendi çocuğumuz… Sanata dokunan çocuk suç işlemez.

Benim çocuklarım şarkı söyler, resim yapar, oyun oynamayı bilir. Ve tiyatro budur. Benim en büyük gücüm o. Böylesi bir eğitimi vermenin başka bir yolu yok. Ailesinden herhangi biri bir şekilde mahkum olan çocuk için bu bir kader gibi düşünülüyor ama ön  tekerlek nereye giderse, arka tekerlek de oraya gitmeyebilir.”

 

Aynı takımı tutan insanlar olmak zorunda değiller
Tanülkü’nün çocukları arasında en değer verdiği şey kardeşlik. “Kardeşlerin her biri birbirinden haberdardır. Mesela arabanın ön koltuğuna bile sırayla biniyorlar, çocuklar bu yollar paylaşımı öğreniyor, adil olunabileceğine dair ilk fikri böylece ediniyorlar.
Çalıştıkları , kazandıkları ortak harcanıyor. “Benim” diye bir şey yok.
Hiç birisi kazandığı parayı, masadaki meyveyi kendine saklamaz” derken bir anda “Bunların aynı takımı tutan insanlar olması da gerekmiyor!” diye ekliyor. Yani çocukların nerden geldiği, kim olduğu ile ilgili hiç bir seçici tavrı olmadığı gibi, kendi deyimiyle “en azından üniversite okutana kadar” yanında olduğu çocukların seçimleri ile de ilgili hiç bir müdahale yapmadığını belirtiyor.

Cezaevlerinde tiyatro nasıl bir anlam kazanıyor, nasıl bir etkisi oluyor? Mahkumlar dışarıyı biliyorlar ama dışarkailerin bir çoğu içeriyi bilmiyor.
Ulucanlar örneğin, ışıksız bir yerdir. Koğuşta tiyatro yapmaya başladım. Bana soruyorlardı yani niye tiyatro ve cezaevi diye, karanlığın içindeki ışık kaynağı demiştim. Yıllar sonra mahkumların duvarlaraa yazdığı bir şey oldu. Eşini, baldızını öldürmüş bir mahkuma kadın rolü verdim. Önce kabul etmedi. Kabul ettirdikten sonra, kadını öğrendi. Kitapta okuyorlar bunu çünkü. Cezaevi yönetimleri de yardımcı oluyor, engel olmuyor bu organizasyonlara.

 

Peki belediyeler ve devlet bakımından tiyatronun durumu ile ilgili konuşmak gerekirse?Vakıflaşmayı bu yüzden çok önemsiyoruz. Devlet tiyatrolarının kapanmasının sebeplerinden biri de biziz. Sinemalara dizilere giderken, devlet tiyatrosu için üretimde pasif kalıyoruz. Tiyatrolar baskı altında diyerek sorunu ötekileştirmek de doğru değil. Dönüp kendimize de bakmalıyız, ne açığımız var bunları görmemiz lazım. Ana kadro tatilde, taşerondan misafir oyuncu alırsak, bu adamlar kapatır. Haklı. Ya da bir belediye başkanı gelir belediyenin konservatuarını düğün salonu yapar. Değişen belediye yönetimlerine yakın durmak adına da tiyatroyu da küçültmemeliyiz bir yandan. Her şey ekonomi, saflarımızı rüzgarlara göre değiştirerek tiyatroyu bir yere götüremeyiz. Tiyatroculuk bu değil. Çocuklar, bu yapı nasıl ayakta kalacak? Çalışacaklar. Ben dahil çalışmayan kimseye yer yok. Engelli çocuklara bir  yaşam alanı açıyorum ben. Anadolu’da engelli çocuğundan utanan aile varken, ben onları yaşama döndürüyorum. Ben bunu da yıkıyorum köylerde. Engelli oyuncularımı gösterip, çocuğunun bir lütuf olduğunu hatırlatıyorum onlara.

Bir vakıftan bahsettiniz?
Şimdi Eşme’de köy enstitüleri gibi bir yer kuruyoruz. Arazisi hazır, ön hazırlıkları tamam. Ege Üniversitesi, 9 Eylül Üniversitesi, Uşak Üniversitesi gibi yerlerin öğretim kadroları, çoban çocuklara, engelli çocuklara ve benim çocuklarıma yaz kursları verecek, ücretsiz. Tarım, bilgisayar, dil öğrenecekler, çiftçilik, elektronik. Köy enstitüleri mantıpında bir yer olacak. Vakıflaşılırsa, iş de daimleşir. Vakıfın eğitimcileri de bu çocuklar olacak zaten.

Tiyatronun ve tiyatrocunun çoğu zaman “mesafeli” olduğunu söyleyecek olursak, sizin durumunuzda, sizin tanınırlığıznın bu projelere katkısı nedir?

Seçtiğim roller, eleştirel roller. Halk ekranda gördüğünün aynısını görüyor köyde, pazarda.
Bu da bir güven yaratıyor.Aynı kaptan yemek yiyorum. Aynı dili konuşuyorum. Ekranda beni gördüğü kıyafetle aralarında görüyorlar beni. Çocuklar, engelliler istismara çok açık bir konu iken, güven gerekiyor. Zaten işler bir yandan da savcılık bilgilendirmesi ile yürüyor.

Tanülkü’nün son sözleri ise tüm hikayenin bir özeti gibi: “Ailesinden biri mahkum olmuş ise, özellikle uyuşturucu ve saireden, çocuk için bu bir kader haline geliyor. Bu çocuğu almazsan gideceği yer belli.”

Tanülkü’nün cezaevlerinde sergilediği, Gürol Tombul tarafından oyunlaştırılan oyun, Sait Faik’in öykülerinden derlenen Masallar, İnsanlar, Bir de Türküler toplamda 180 bin mahkum ve 200 bin personele ulaştı

*14.09.2014, BirGün

TPGZ7812

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s